Bölgesel asgari ücret tartışmaları

 Bölgesel asgari ücret konusu ülke gündemine yine hızlı bir giriş yaptı.

Yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri cenderesinde işveren tarafının maliyet baskılarını gerekçe göstererek yeniden masaya getirdiği "Bölgesel Asgari Ücret (BAÜ)" önerisi, çalışma hayatının tüm paydaşlarını ve özellikle sendikaları ayağa kaldırdı. TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK’in ardı ardına gelen sert açıklamaları, konunun önümüzdeki günlerde daha da ısınacağını gösteriyor.


Peki, nedir bu bölgesel asgari ücret? Dünyada nasıl uygulanıyor, Türkiye’nin geçmiş tecrübesi bize ne söylüyor ve en önemlisi; taraflar bu konuda neden bu kadar sert karşı karşıya geliyor?

BAÜ NEDİR?

Bölgesel asgari ücret; bir ülkenin genelinde tek bir taban ücret uygulamak yerine, illerin veya coğrafi bölgelerin ekonomik gelişmişlik düzeyine, yaşam maliyetlerine ve geçinme endekslerine göre farklı asgari ücret seviyelerinin belirlenmesi sistemidir.

DÜNYADAN ÖRNEKLER

Dünyada bölgesel asgari ücret uygulayan ülkeler incelendiğinde, bu sistemin genellikle federe yapılı veya coğrafi/nüfus bakımdan devasa ülkelerde öne çıktığı görülmektedir:

ABD ve Kanada: Eyaletlerin kendi ekonomik koşullarına göre bağımsız asgari ücret belirleme yetkisi vardır.

Çin: Tek bir ulusal asgari ücret yoktur. Şanghay, Pekin gibi metropoller ile kırsal eyaletler arasında gelişmişlik farkına göre yerel yönetimler tarafından belirlenen farklı taban ücretler uygulanır.

Japonya: Bölgelerin ve eyaletlerin sanayi ve yaşam maliyetleri dikkate alınarak her eyalet için farklı bir alt sınır tespiti yapılır.

Avrupa Birliği ülkeleri: Almanya, Fransa, İspanya gibi kıta Avrupası ülkelerinin büyük çoğunluğunda ise tek ulusal asgari ücret esastır. Ücret farkları bölgelere göre değil, sektörler arası toplu iş sözleşmeleriyle şekillenir.

TÜRKİYE'NİN 1951-1974 DENEYİMİ

Bölgesel asgari ücret Türkiye için aslında hiç de yeni bir kavram değil.

• Mahalli komisyonlar (1951-1967): Türkiye’de ilk asgari ücret uygulaması 1951 yılında başladı ve yerel (kentsel) komisyonlar tarafından belirlendi. Ancak şehirler arasındaki büyük koordinasyon eksikliği, çok yakın iki ilde dahi ciddi ücret uçurumlarının doğması ve yoğun itirazlar nedeniyle bu model çöktü.

• Merkezi bölge komisyonları (1967-1974 ): Merkezi bir komisyon kurulsa da bölgelere göre farklı ücret tespitine devam edildi.

• 1974 ve iptal kararı: Anayasa Mahkemesi, bölgesel asgari ücret uygulamasını "Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı" bularak iptal etti. 1989 yılından itibaren ise Türkiye genelinde sanayi ve tarım ayrımı da kaldırılarak tüm ülkede tek bir ulusal asgari ücret modeline tamamen geçildi.

50 yıl önce deneyimlenip başarısızlığı ve haksızlığı tescillenmiş bir modelin bugün yeniden "çözüm" olarak sunulması ise dikkat çekicidir.

İŞVEREN NEDEN İSTİYOR?

İşveren kesimi ve sanayicilerin bu talebi masaya getirmesindeki ana gerekçeler şunlardır:

• Anadolu yatırımları ve rekabet gücü: Anadolu’daki küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ), İstanbul veya Kocaeli’ndeki dev sanayi kuruluşlarıyla aynı taban ücreti ödemekte zorlandığı iddia edilmektedir.

• Kayıt dışılığın önlenmesi: Yaşam maliyetinin düşük olduğu bölgelerde resmi asgari ücretin yüksek kalmasının kayıt dışı istihdamı tetiklediği öne sürülmektedir.

• Bölgesel istihdamı artırma: Düşük işçilik maliyeti sunarak yatırımları Doğu ve Güneydoğu gibi kalkınmada öncelikli bölgelere çekme arzusu.

EMEK TARAFI ŞİDDETLE KARŞI

Sendikalar ve çalışan temsilcilerinin konuya son derece sert bir dille karşı çıkmasının ise çok haklı sebepleri bulunuyor:

• Ucuz işgücü havuzu oluşturma riski: Belirli illerin "düşük ücret bölgesi" ilan edilmesi, o bölgelerde yaşayan yurttaşları ucuz iş gücü sömürüsüne açık hale getirecektir.

• İç göç krizini derinleştirme: Ücretlerin görece yüksek tutulduğu metropollere doğru kontrolsüz bir iç göç dalgası başlayacak; bu da büyükşehirlerdeki barınma, ulaşım ve altyapı krizini daha da tırmandıracaktır.

• Eşit işe eşit ücret ilkesi: Aynı iş kolunda, aynı emeği harcayan iki emekçinin sırf yaşadığı coğrafya farklı diye farklı taban ücrete layık görülmesi sosyal adalet duygusunu derinden zedeleyecektir.

• Alım gücü gerçeği: Anadolu’da gıda ve temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları büyükşehirlerden farklı değildir.

OLMASI GEREKEN NEDİR?

Bugün Türkiye’de konuşulması gereken temel mesele asgari ücreti coğrafi olarak bölmek veya küçültmek değildir.

Asıl sorun, Türkiye’de asgari ücretin bir "başlangıç ücreti" olmaktan çıkıp, çalışan nüfusun yarısından fazlasını kapsayan bir "ortalama ücrete" dönüşmüş olmasıdır.

Devletin ve ekonomi yönetiminin asıl hedefi; çalışanların hangi ilde yaşarsa yaşasın, ailesiyle birlikte insanca yaşamını sürdürebileceği, satın alma gücünü koruyan adil bir taban ücreti teminat altına almasıdır. Ücretleri aşağıda eşitleyen bölgesel çözümler yerine; Anadolu’daki yatırımcıyı doğrudan vergi, enerji ve SGK primi teşvikleriyle destekleyen kamusal politikalar geliştirmek en rasyonel yoldur.

Hüseyin İrfan Fırat

hifirat@calismayasami.com

(Kaynak: Birgün Gazetesi 31 Temmuz 2026)

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:
SGK'dan Yurt Dışından İlaç Temininde Yeni Düzenleme
SGK Genelgesi 2026/19: Emekli ve Hak Sahipleri Düzenlemeleri
Geniş Tanımlı İşsizlik Yüzde 28,8'e Ulaştı


Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski