Eylül ayının ilk haftasında çalışma hayatının gündeminde işçilerin hak arama mücadelesi, sendikal faaliyetler, istihdamın korunmasına yönelik destekler, işsizlik ve ücretlerin satın alma gücündeki gerileme öne çıktı.
Haftanın en dikkat çekici gelişmesi, ödenmeyen ücret ve tazminatları için mücadele eden madencilerin eylemleri sırasında tutuklanan Bağımsız Maden-İş yöneticileri Gökay Çakır ile Başaran Aksu'nun 10 günlük tutukluluğun ardından tahliye edilmesi oldu. İş sağlığı ve güvenliği açısından ise Mersin Limanı'nda meydana gelen kimyasal sızıntı ile Başakşehir'de bir işçinin yaşamını yitirdiği inşaat kazası haftanın önemli olayları arasında yer aldı.
1. HAK ARAMA, DİRENİŞLER VE SENDİKAL GELİŞMELER
Madencilerin mücadelesinde tutuklanan sendikacılar tahliye edildi
Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin aylardır ödenmeyen ücret, kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle yürüttüğü mücadele, haftanın en önemli emek gündemlerinden biri oldu.
Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ile sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, 26 Ağustos'ta tutuklanmıştı. Aksu, tutukluluğu sırasında açlık grevine başlamıştı.
4 Eylül'de Çakır ve Aksu'nun 10 günlük tutukluluğun ardından tahliye edildiği açıklandı. Bianet'in aktardığı bilgilere göre Aksu, madencilerin eylemleri sırasında daha önce de gözaltına alınmıştı.
Bu gelişme yalnızca iki sendikacının tahliye edilmesi açısından değil, işçilerin ücret ve tazminat alacakları için yürüttüğü mücadelenin sendikal faaliyet ile ceza soruşturmaları arasındaki ilişki açısından da önem taşıyor.
Buradaki temel soru değişmiyor:
Kanunen ödenmesi gereken ücret ve tazminatların alınabilmesi için işçinin ve sendikacının sokağa çıkmak zorunda kalması, çalışma hayatındaki hak arama mekanizmasının ne kadar işlediğini yeniden tartışmaya açıyor.
Eğitim çalışanlarının yeni dönem talepleri
Eğitim sendikaları da yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte özlük hakları ve çalışma koşullarına ilişkin taleplerini gündeme taşıdı.
Eğitim Gücü-Sen, 1 Eylül'den itibaren belleticilik görevi, resen görevlendirmeler ve mesai dışı görevlendirmeler gibi başlıklarda eylem kararları aldı. Sendika ayrıca sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçiş işlemlerinin geciktirilmemesini talep etti.
Bu başlık, kamu çalışanlarının gündeminde ücret kadar çalışma düzeninin ve idarenin görevlendirme yetkisinin de önemli bir mücadele alanı olduğunu gösteriyor.
TEKSİF'te yeni yönetim göreve başladı
Tekstil işkolunda faaliyet gösteren TEKSİF'in 22. Olağan Genel Kurulu sonrasında belirlenen yeni yönetim, 2 Eylül'de mazbatalarını aldı ve görevine başladı.
Sendikal demokrasinin yalnızca genel kurul dönemlerinde değil, işyerlerindeki örgütlenme kapasitesi ve üyelerin haklarını savunabilme gücü üzerinden değerlendirilmesi gerekiyor.
2. YARGI KARARLARI VE EMSAL GELİŞMELER
Hafta içinde çalışma hayatına ilişkin öne çıkan bir Yargıtay kararı yayımlanmadı
1-5 Eylül tarihli Resmî Gazete sayıları incelendiğinde Yargıtay kararlarının yayımlandığı görülüyor.
3 Eylül tarihli ve 33359 sayılı Resmî Gazete'de Yargıtay 2. ve 7. Hukuk Dairelerine ait kararlar yer aldı. Ancak erişilebilen karar künyeleri ve içerikleri içinde kıdem, ihbar, fazla çalışma, yıllık izin, işe iade veya hizmet tespiti bakımından doğrudan işçi haklarını etkileyen yeni bir emsal karar doğrulanamadığı için bu kararları zorlayarak çalışma hayatı haberi haline getirmiyoruz.
4 Eylül tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi kararı ise kat mülkiyetinden kaynaklanan bir uyuşmazlık ve zorunlu arabuluculuk dava şartına ilişkin. Dolayısıyla çalışma hayatı bülteninin kapsamına girmiyor.
Editör notu: Çalışma hayatına ilişkin olmayan bir Yargıtay kararını sırf “emsal karar” başlığı oluşturmak için kullanmamak, emek haberciliğinde doğruluk açısından daha sağlıklı.
3. İSTİHDAM, SOSYAL GÜVENLİK VE MEVZUAT
İstihdamı Koruma Destek Programı'nda yeni dönem başladı
İmalat sanayisinde istihdamın korunmasını amaçlayan İstihdamı Koruma Destek Programı'nın 2026-2 dönemi için başvurular 1 Eylül'de başladı ve 31 Ekim'e kadar devam edecek.
Yeni dönemde destek yalnızca finansman desteği şeklinde uygulanacak. KOBİ'ler için kredi üst limiti 50 milyon TL, büyük işletmeler için 150 milyon TL olarak belirlendi. Kredilerde azami 6 ay anapara ödemesiz dönem ve 36 aya kadar vade öngörülüyor. KOSGEB'in açıkladığı programa göre finansman desteği 12 destek puanına kadar uygulanacak.
Programdan yararlanabilmek için işletmelerin imalat sanayisinde faaliyet göstermesi ve 2026 Ocak-Haziran dönemindeki ortalama aylık prim gün sayısını Temmuz-Aralık döneminde koruması gerekiyor.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta şu:
Bu destek doğrudan işçiye verilen bir ücret desteği değil. İşletmenin finansmana erişimini kolaylaştırırken temel koşullardan biri istihdamın korunması.
Dolayısıyla uygulamanın gerçek başarısı, işletmelere ne kadar kredi kullandırıldığından çok kaç işyerinde işçilerin işlerini koruyabildiğiyle ölçülmeli.
Temmuz işsizlik oranı yüzde 8,1
TÜİK'in 31 Ağustos'ta açıkladığı Temmuz 2026 işgücü istatistiklerinin hafta içinde çalışma hayatı açısından yansımaları sürdü.
Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 8,1 oldu. İstihdam edilenlerin sayısı 32 milyon 362 bin, istihdam oranı yüzde 48,3, işgücüne katılma oranı ise yüzde 52,5 olarak gerçekleşti.
Ancak yalnızca dar tanımlı işsizlik oranına bakmak, işgücü piyasasının tamamını göstermiyor. Çalışma hayatı açısından asıl önemli göstergeler arasında iş bulma umudunu kaybedenler, eksik istihdam ve çalışmaya hazır olduğu halde iş aramayanların oluşturduğu geniş işsizlik de bulunuyor.
Bu nedenle yüzde 8,1'lik oranı tek başına “işsizlik sorunu hafifledi” şeklinde yorumlamak doğru olmaz.
Ağustos enflasyonu ücretlilerin alım gücü üzerindeki baskıyı sürdürüyor
TÜİK'e göre Ağustos 2026'da tüketici fiyatları aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 31,51 arttı. Yılbaşından bu yana fiyat artışı yüzde 22,07 oldu. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 33,79 olarak gerçekleşti.
DİSK-AR ise ağustos ayı verilerinin ardından yaptığı değerlendirmede asgari ücretin enflasyon karşısındaki kaybının 6 bin 196 TL'ye ulaştığını açıkladı. DİSK-AR, enflasyonun artış hızındaki düşüşün fiyatların gerilediği anlamına gelmediğine dikkat çekti.
Bu açıdan bakıldığında çalışma hayatının temel sorunu yalnızca “enflasyon kaç çıktı?” sorusu değil.
Ücretlinin eline geçen parayla ne alabildiği sorusu daha önemli.
4. İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ
Başakşehir'de göçük: Bir işçi yaşamını yitirdi
3 Eylül'de İstanbul Başakşehir'de bir inşaat alanında istinat duvarının çökmesi sonucu toprak kayması meydana geldi.
Göçük altında kalan iki işçiden biri kurtarılırken 25 yaşındaki Ferdi Yağşı yaşamını yitirdi. Olayla ilgili olarak müteahhit, şantiye şefi ve iş güvenliği uzmanı dahil dört kişinin gözaltına alındığı bildirildi.
Olay, iş kazalarının yalnızca kaza anına indirgenemeyeceğini bir kez daha gösteriyor. İnşaatlarda zemin, istinat yapıları, çalışma alanlarının güvenliği ve risk değerlendirmesi gibi önleyici tedbirlerin gerçekten uygulanıp uygulanmadığı belirleyici.
Mersin Limanı'nda kimyasal sızıntı: 35 işçi etkilendi
4 Eylül gecesi Mersin Uluslararası Limanı'nda bir iş makinesinin kimyasal madde bulunan konteynerin üzerine devrilmesi sonucu sızıntı meydana geldi.
Valilik açıklamasına göre etil akrilat olduğu değerlendirilen madde çevreye yayıldı ve yoğun kokudan 35 kişi etkilendi. İşçiler tedbir amacıyla hastaneye kaldırılırken limanda güvenlik alanı oluşturuldu ve konteyner izole edildi. AFAD KBRN ekiplerinin ölçümlerinde olumsuz bir değere rastlanmadığı bildirildi.
Olayda can kaybı yaşanmaması sevindirici. Ancak limanlar, kimyasal maddeler ve ağır iş makinelerinin bir arada bulunduğu yüksek riskli çalışma alanları.
Bu nedenle soru yalnızca “sızıntı kontrol altına alındı mı?” olmamalı.
Kimyasal madde taşıyan konteynerlerin bulunduğu alanda iş makinelerinin çalışma prosedürleri, risk değerlendirmeleri ve acil durum planları yeterli miydi?
Bunun yanıtı, olayın gerçek iş güvenliği boyutunu ortaya çıkaracaktır.
HAFTANIN EMEK BİLANÇOSU
1-5 Eylül haftası, çalışma hayatında birbirinden farklı görünen gelişmelerin aslında ortak bir zeminde buluştuğunu gösterdi.
Bir tarafta ücret ve tazminatlarını alabilmek için mücadele eden madenciler, diğer tarafta işyerlerinde örgütlenme ve özlük hakları için mücadele eden çalışanlar var.
İşverenler açısından ise istihdamı korumaya yönelik kamu destekleri gündemde.
Devlet açısından temel sınav, sağlanan desteklerin gerçekten istihdamı koruyup korumadığı ve çalışma hayatındaki hak ihlallerinin önlenip önlenemediği.
İşçiler açısından ise tablo daha yalın:
Ücretin satın alma gücü geriliyor, iş güvencesi önemini koruyor, sendikal örgütlenme hâlâ temel bir hak arama aracı ve iş güvenliği alanında alınmayan her önlem ağır sonuçlar doğurabiliyor.
Bunlarda İlginizi çekebilir:
Dünya Emek Gündemi (1 - 5 Eylül 2026)
Haftanın İş Kazaları Raporu (1 - 5 Eylül 2026)
Sahipsiz İşçilik Alacakları (makale)