OVP’de Çalışma hayatı Çalışanları hangi değişiklikler bekliyor?

Yeni OVP çalışma hayatını da doğrudan hedef alıyor. Yeni nesil çalışma modellerinden “güvenceli esnekliğe”, kayıt dışı istihdamdan İşsizlik Sigortası Fonu’na, dijital ve yeşil dönüşümün meslekler üzerindeki etkisine kadar çalışma hayatını ilgilendiren geniş bir çerçeve sunuluyor.

027-2029 dönemini kapsayan yeni Orta Vadeli Program (OVP), yalnızca büyüme, enflasyon ve bütçe hedeflerinden ibaret değil. Programın satır aralarında çalışma hayatını doğrudan ilgilendiren kritik başlıklar yer alıyor.

Yeni nesil çalışma modellerinden “güvenceli esnekliğe”,kayıt dışı istihdam ve ücretle mücadeleden uzaktan çalışmaya, ebeveyn izninden kadın istihdamına, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan dijital ve yeşil dönüşümün meslekler üzerindeki etkisine kadar çalışma hayatını ilgilendiren geniş bir politika çerçevesi ortaya konuluyor.

Ancak burada hayati bir ayrım yapmak gerekiyor. Orta Vadeli Program bir kanun değil. Programda yer alan her hedef, çalışanlara bugün itibarıyla verilmiş yeni bir hak ya da yürürlüğe girmiş bir düzenleme anlamına gelmiyor. Birçok başlık için önümüzdeki dönemde yasal ve idari düzenlemelerin yapılması öngörülüyor.

Bu nedenle yeni OVP’yi “çalışanlara şu haklar geliyor” şeklinde değil, “çalışma hayatında hangi alanlarda değişiklik hazırlığı yapılıyor ve bu değişiklikler çalışanlar açısından ne anlama gelebilir?” sorusuyla okumak gerekiyor.

"GÜVENCELİ ESNEKLİK"

Yeni nesil çalışma modellerinin yaygınlaşması doğrultusunda mevzuatın gözden geçirilmesi ve çalışma hayatında güvenceli esnekliğin artırılması hedefleniyor. Ancak kavramın kendisi kadar, uygulamanın nasıl yapılacağı da büyük önem taşıyor. Çünkü esneklik; çalışma saatlerinin, çalışma yerinin veya çalışma biçiminin değişmesi anlamına gelebilir. Güvence ise işçinin ücretinin, sosyal güvenlik haklarının, çalışma sürelerinin, fazla çalışma alacağının, kıdem ve diğer haklarının eksiksiz korunmasını gerektirir.

Türkiye gibi denetim mekanizmalarının zorlandığı bir piyasada, esneklik kavramının işverene sınırsız hareket alanı tanırken işçinin güvenceye erişimini kağıt üstünde bırakma riski her zaman masadadır. Dolayısıyla burada asıl soru, çalışma hayatının değişip değişmeyeceği değil; bu değişim sırasında işçinin hangi haklarının nasıl korunacağıdır. Üstelik “güvenceli esneklik” yeni OVP’de ilk kez yer alan bir kavram değil; önceki programlarda da bulunan bu hedefin somut düzenlemelere dönüşüp dönüşmeyeceği yakından izlenmelidir.

UZAKTAN VE ESNEK ÇALIŞMA GÜNDEMDE

OVP’de çalışma hayatının değişen koşullarına uyum sağlayacak yeni çalışma modellerine yönelik düzenlemeler de öngörülüyor.

Özellikle bakım sorumluluğu bulunan çalışanların çalışma hayatından kopmaması için uzaktan, kısmi veya esnek çalışma imkânlarının geliştirilmesi gündemde. Çalışma günlerinin ve sürelerinin farklı modellerle düzenlenmesine yönelik hazırlıklar da programın başlıkları arasında bulunuyor.

Ancak burada da dikkat edilmesi gereken nokta aynıdır: Esneklik işçiye pratiklik sağlayabilir, fakat çalışma süresini belirsizleştiren ve fazla çalışmayı görünmez hale getiren bir modele dönüşürse yeni mağduriyetler yaratabilir. Uzaktan veya esnek çalışma düzenlemelerinde çalışma süresi, dinlenme hakkı, fazla çalışma ücreti, iş sağlığı ve güvenliği ile sosyal güvenlik haklarının açık biçimde güvence altına alınması şarttır.

KAYIT DIŞI İSTİHDAM KAYIT DIŞI ÜCRET

Yeni OVP’nin çalışma hayatı açısından en kritik ve olumlu adımlarından biri kayıt dışılıkla mücadeledir. Program yalnızca sigortasız çalıştırılan işçileri değil, kayıt dışı ücreti de hedef alan bir yaklaşım ortaya koyuyor. Veri analizine dayalı ve risk odaklı denetimlerin artırılması planlanıyor.

Kayıt dışı ücret, işçinin aldığı gerçek ücretin SGK’ya eksik bildirilmesi (örneğin maaşın bir kısmının elden ödenmesi) anlamına gelir. Bu durum yalnızca bugünkü primleri değil, gelecekteki sosyal güvenlik haklarını da doğrudan baltalar:

Emekli aylığının düşük hesaplanmasına,

İş göremezlik ödeneğinin ve işsizlik maaşının erimesine,

Kıdem ve ihbar tazminatlarının eksik ödenmesine yol açar.

OVP’deki bu başlık, bu yönüyle yalnızca işveren denetimi açısından değil, çalışanların gelecekteki haklarının korunması bakımından da hayatidir.

EBEVEYN İZNİ YENİDEN DÜZENLENECEK

OVP’nin dikkat çeken bir diğer hedefi ebeveyn izni. Programda, bakım sorumluluklarının kadın ve erkek arasında daha dengeli paylaşılmasına imkân sağlayacak şekilde ebeveyn izninin yeniden düzenlenmesi öngörülüyor.

Ancak burada henüz ortada yürürlüğe girmiş yeni bir izin süresi ya da kesinleşmiş bir model bulunmuyor. Nasıl bir düzenleme yapılacağı, hangi çalışanları kapsayacağı ve izin sürelerinin nasıl belirleneceği sonraki mevzuat çalışmalarında netleşecek. Buna rağmen ebeveyn izninin ayrı bir politika başlığı olarak ele alınması, bakım yükünün tek bir cinsiyetin omuzlarında kalmaması adına önemli bir sinyaldir.

KADIN İSTİHDAMINDA KREŞ VE BAKIM HİZMETİ

Kadınların işgücüne katılımını artırmaya yönelik olarak bakım hizmetlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Çocuk bakım hizmetlerinin daha erişilebilir hale getirilmesi, işyerlerinde kreş ve bakım hizmetlerinin geliştirilmesi ve bu hizmetlerin yaşlı ve engelli bakımını da kapsayacak biçimde genişletilmesi planlanıyor.

Bu başlık kritik önem taşımaktadır. Çünkü kadın istihdamı meselesi yalnızca “kadınlara iş yaratmak” değildir; çalışmak isteyen birçok kadın açısından çocuk, yaşlı veya engelli aile bireylerinin bakım sorumluluğu doğrudan çalışma hayatına katılımı belirleyen ana faktördür. OVP’nin bakım hizmetlerini bu perspektifle ele alması doğrudur, ancak hedeflerin gerçek hayatta işverene maliyet ve denetim dengesiyle nasıl hayata geçirileceği uygulama aşamasında görülecektir.

BAZI MESLEKLER RİSK ALTINDA

OVP’nin en fazla geleceğe dönük ve stratejik tartışılması gereken başlıklarından biri dijital ve yeşil dönüşümün çalışma hayatına etkisidir. Programda dönüşümden etkilenebilecek mesleklerin ve iş kaybı riski bulunan alanların belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılması öngörülüyor.

Yapay zekâ, otomasyon, dijitalleşme ve üretim teknolojilerindeki değişim bazı meslekleri dönüştürürken yeni mesleklerin ortaya çıkmasına da yol açıyor. Ancak bu süreç bazı işlerin ortadan kalkması riskini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle mesele yalnızca “geleceğin meslekleri” lafı değil; çalışan insanların değişen üretim koşullarına nasıl adapte edileceğidir. İşini kaybetme riski bulunan çalışanların yeniden eğitimden geçirilmesi ve yeni beceriler kazanması, dönüşümün sosyal maliyetini azaltacak temel unsurdur.

2 MİLYONDAN FAZLA YENİ İSTİHDAM HEDEFİ

OVP’nin makro hedeflerine göre istihdamın önümüzdeki üç yılda yaklaşık 2 milyonun üzerinde artması ve işsizlik oranının program dönemi sonunda yüzde 7,6 seviyesine gerilemesi öngörülüyor.

Ancak yalnızca hedef rakamlara odaklanmak yeterli değildir. Türkiye’de işgücüne katılımın artması (özellikle kadın ve gençlerin katılma isteği), işsiz sayısındaki değişimi de doğrudan etkiler. Bu nedenle istihdamdaki artış ile işsizlik oranındaki düşüş her zaman aynı hızda gerçekleşmeyebilir. OVP’nin hedefleri, istihdamın hangi güvenceyle ve hangi kalitede yaratılacağı sorusunu da önemli kılmaktadır.

İŞSİZLİK SİGORTASI FONU VE MESLEKİ EĞİTİM

İşsizlik Sigortası Fonu: Programda fon kaynaklı pasif işgücü programlarından yararlanma koşullarının gözden geçirilmesi ve kolaylaştırılması hedefleniyor. Ancak doğrudan “işsizlik maaşı herkese kolaylaşacak” sonucuna varmak için erken; yapılacak düzenlemenin işsizlik ödeneği, kısa çalışma ve ücret garanti sistemi üzerindeki pratik sonuçlarını görmek gerekecek.

Mesleki Eğitim: Mesleki ve teknik eğitimin işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla ilişkilendirilmesi hedefleniyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, mesleki eğitimin yalnızca işverenlerin kısa vadeli ucuz işgücü ihtiyacını karşılayan bir sisteme dönüşmemesi; gençlerin staj ve çalışma koşullarındaki sosyal güvenlik haklarının eksiksiz korunmasıdır.

Sosyal Güvenlik: Prim tabanının genişletilmesi, daha fazla gerçek ücretin ve çalışma ilişkisinin kayıt altına alınmasıyla hem sistemin finansmanı hem de çalışanların gelecekteki hakları açısından önem taşımaktadır.

TAMAMLAYICI EMEKLİLİK BU KEZ METNE GİRMEDİ

Önceki programlarda sürekli ısıtılıp gündeme getirilen, Nisan ayında hayata geçeceği söylenen ve kıdem tazminatının fon devrine dönüştürülmesini öngören Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES), bu yeni OVP metninde kendine yer bulamadı.

Milyonlarca işçinin "Kıdemime dokunuluyor mu, tazminatım eriyor mu?" korkusuyla takip ettiği TES hedefinin bu kez programdan çıkarılmış olması, işçi kesiminin kararlı duruşu ve sistemin yaratacağı büyük tepki karşısında geçici de olsa bir geri adım atıldığını gösteriyor. Ancak kıdem tazminatının fona devri tehdidinin tamamen masadan kalkıp kalkmadığı, iş dünyasının lobileriyle önümüzdeki dönemde yeniden ısıtılıp ısıtılmayacağı çalışma hayatının en sıcak başlığı olmaya devam edecektir.

OVP BİR YÖN ÇİZİYOR, AYRINTILAR BELİRLEYİCİ OLACAK

Yeni OVP’ye çalışma hayatı açısından bakıldığında ortaya çıkan tablo şudur: Türkiye, önümüzdeki dönemde çalışma biçimlerinin değişeceğini kabul etmekte ve buna yönelik yeni bir hukuki çerçeve oluşturmaya hazırlanmaktadır.

Esnek ve uzaktan çalışma, ebeveyn izni, kadın istihdamı, bakım hizmetleri, kayıt dışı ücretle mücadele, dijital dönüşüm ve sosyal güvenlik bu çerçevenin temel taşlarını oluşturmaktadır.

OVP’nin bir politika belgesi olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle önümüzdeki dönemde asıl belirleyici olacak olan, bu hedeflerin hangi kanun teklifleriyle, hangi yönetmeliklerle ve sosyal tarafların (sendikalar, meslek örgütleri) katılımıyla yasalaşacağıdır.

Çalışma hayatı açısından asıl tartışma da sahada başlayacaktır. Çünkü bir programa “güvenceli esneklik” yazmak başka, o esnekliğin gerçekten işçiyi koruyacak biçimde örülmesi bambaşka bir meseledir. Zira “güvenceli esneklik” kavramı, başına ne kadar koruyucu sıfatlar eklenirse eklensin, emek kesiminde her zaman derin bir kuşku ve güvensizlik yaratır. Bir politika metnine bu kavramı yazmak kolaydır; ancak o esnekliğin, işçinin kazanılmış haklarını ve güvencesini zedelemeden hayata geçirilmesi; öncelikle sendikaların ve emek kesiminin içine sinecek, hak kayıplarını önleyen adil ve güvenceli bir yasal düzenlemenin yapılmasını zorunlu kılar.

(Kaynak: Birgün Gazetesi 8 Eylül 2026)

Bunlarda İlginizi Çekebilir:
Turizm işletmelerine prim desteği
Yargıtaydan Yıllık izin Kararı

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski