İstifa eden bir çalışanın yıllık izin sürelerini ihbar süresinden düşüp düşemeyeceği konusu, teknik olarak mümkün değildir.
İş Kanunu'na göre ihbar süresi ile yıllık izin süresi birbirinin yerine geçemez, iç içe geçemez. Bunun temel nedenleri şunlardır:
Amaç Farklılığı: İhbar süresinin amacı, işçinin yeni iş bulması, işverenin de yeni personel bulması için tanınan bir "çalışma" süresidir. Yıllık izin ise Anayasal bir dinlenme hakkıdır.
İç İçe Geçememe Kuralı: Yıllık ücretli izin süreleri ile ihbar süreleri sözleşme ile dahi iç içe geçecek şekilde düzenlenemez. Yani "iznimi kullanayım, o sırada ihbar sürem de dolsun" mantığı hukuken geçersizdir.
Bu durumda izlenebilecek iki temel yol vardır:
İhbar Süresini Tam Çalışmak: Çalışan 6 haftalık ihbar süresince fiilen çalışır. İstifa nedeniyle işten ayrıldığı gün, kullanmadığı 24 günlük iznin ücretini (brüt ücret üzerinden) yıllık izin ücreti alacağı olarak nakden alır.
İznin Önce Kullanılması: Eğer işverenle karşılıklı mutabakat sağlanırsa; çalışan önce 24 günlük iznini kullanır, izin dönüşü işbaşı yaptığı gün istifa dilekçesini verir ve 6 haftalık ihbar süresini o günden itibaren başlatır.
Özetle Net Yanıt
İstifa dilekçesindeki 6 haftalık ihbar süresinden 24 günlük izin süresi mahsup edilemez. İhbar süresi bittiğinde, kullanılmayan o izinlerin paraya dönüşerek işçiye ödenmesi yasal zorunluluktur.
