Soru: Özel bir iklimlendirme firmasında 4 aydır çalışmaktayım. Şahsi bir mazeretim nedeniyle izin talep ettim ancak reddedildi. Bunun üzerine ertesi gün işe gitmeyeceğimi ve istifa ettiğimi sözlü olarak beyan ederek işten ayrıldım. İşe girişte yazılı bir sözleşme imzalamamıştık. İşveren bu durumda bana dava açabilir mi veya benden bir talepte bulunabilir mi? Ayrıca içeride kalan son ayki maaşımı henüz alamadım, bu süreçte haklarım nelerdir?
Yanıt:Değerli okurumuz, iklimlendirme sektöründe yaşadığınız bu süreç, iş hukukunda "Usulsüz Fesih" ve "Ücretin Korunması Hakkı" olmak üzere iki temel eksende incelenmelidir. Yazılı bir sözleşmenizin olmaması, tarafların 4857 sayılı İş Kanunu’ndan doğan yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.
1. "Sözleşmem Yok" Yanılgısı ve İhbar Tazminatı Riski
Hukukumuzda iş sözleşmesi kural olarak şekle bağlı değildir. Sigorta girişinizin yapılmış olması veya fiilen çalışıyor olmanız, aranızda "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi" kurulduğu anlamına gelir.
İhbar Süresi Yükümlülüğü: İş Kanunu Madde 17 uyarınca, 4 aylık kıdemi olan bir işçinin istifa etmeden 2 hafta önce bu durumu işverene yazılı olarak bildirmesi yasal bir zorunluluktur.
Hukuki Sonuç: "Yarın gelmiyorum" diyerek işi bırakmak usulsüz fesihtir. İşveren, bu 2 haftalık bildirim süresine uymadığınız gerekçesiyle sizden İhbar Tazminatı talep etme hakkına sahiptir. Bu tutar, son brüt maaşınızın 2 haftalık kısmına tekabül eder.
2. Ücret Alacağı ve Hapis Hakkı Engeli
İşçinin işi bırakış biçimi ne kadar hatalı olursa olsun; ücret, anayasal bir haktır. İşveren, "işi aniden bıraktın, bu yüzden maaşını ödemiyorum" diyerek bir cezalandırma yoluna gidemez.
Ücretin Ödenmesi: Çalıştığınız son ayın ücreti, fesih tarihinden itibaren derhal ödenmelidir.
Mahsup Meselesi: İşveren ancak sizin onayınızla veya bir mahkeme ilamıyla borcunuzu (ihbar tazminatını) alacağınızdan (maaşınızdan) kesebilir. Tek taraflı "Maaşına el koydum" yaklaşımı hukuken sakattır.
