Giriş: Hedeflerin Gerisinde Kalan Bir Dünya Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda, tüm dünyada çocuk işçiliğinin 2025 yılına kadar tamamen ortadan kaldırılması hedeflenmişti. Ancak 2026 yılı ortası itibarıyla önümüzdeki tablo, yapısal krizlerin, yoksulluğun ve savaşların gölgesinde bu hedefin çok uzağında kalındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Çocuk işçiliği, sadece gelişmekte olan ülkelerin değil, küreselleşen güvencesiz emek piyasalarının en kronik insan hakları ihlali olmaya devam ediyor.
1. Küresel Ölçek: Dünyada Çocuk İşçiliği (ILO ve UNICEF 2025/2026 Verileri)Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF’in güncel raporları, yüzyılın başından bu yana çocuk işçiliğinde %50'ye yakın bir azalma kaydedildiğini gösterse de son yıllardaki küresel ekonomik krizler ve göç dalgaları ilerleme hızını durma noktasına getirdi.
Toplam Sayı: Dünya genelinde hâlâ 138 milyon çocuk işçi bulunuyor.
En Kötü Biçimler: Bu çocukların 54 milyonu, sağlığı, güvenliği ve ahlaki gelişimi açısından doğrudan tehdit oluşturan "tehlikeli işlerde" çalıştırılıyor.
Sektörel Dağılım: Küresel ölçekte çocuk işçiliğinin hâlâ en yoğun olduğu alan %70 ile tarım sektörü. Bunu hizmetler (%20) ve sanayi (%10) izliyor.
Hedef Sapması: ILO direktörlerinin uyarılarına göre, çocuk işçiliğini tamamen bitirmek için küresel ilerleme hızının 11 kat artması gerekiyor; mevcut hızla küresel hedeflere ulaşmak imkansız görünüyor.
2. Türkiye Ölçeği: Görünmeyen Emek ve MESEM Kıskacı
Türkiye’de çocuk işçiliği, TÜİK’in resmi verileri ile sahadaki emek örgütlerinin verileri arasında metodolojik farklar nedeniyle ciddi bir gri alan barındırıyor. Ancak her iki veri seti de tehlikenin büyüdüğünü gösteriyor.
Resmi Veriler (TÜİK ve Bakanlık Kaynakları)
İşgücüne Katılımda Artış: TÜİK’in en güncel çocuk istatistiklerine göre, 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı %18,7’ye yükselmiş durumda (Önceki yıllarda bu oran %16,4 seviyelerindeydi).
Resmi Tahmin: Türkiye genelinde yasal ve resmi olarak çalışan çocuk sayısı 720 bin civarında ifade edilmektedir. Ancak bu sayı sığınmacı/göçmen çocukları ve mevsimlik tarımdaki kayıt dışılığı tam olarak kapsamamaktadır.
Sektörel Dağılım: Türkiye'de çalışan çocukların %45,5'i hizmet, %30,8'i tarım ve %23,7'si sanayi/imalat sektörlerinde yoğunlaşmaktadır.
Sahadan Gerçekler ve Yapısal Dönüşüm (İSİG Meclisi Analizi)
Türkiye'de çocuk işçiliğini 2026 yılında en çok dönüştüren ve tartışmalı hale getiren iki temel olgu bulunuyor:
MESEM (Mesleki Eğitim Merkezleri) Uygulaması: "Eğitim" adı altında çocukların haftanın 4 günü ağır ve tehlikeli sanayi kollarında çalıştırılması, hukuki olarak çocuk işçiliğinin kamusal eliyle meşrulaştırılması eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Kayıt Dışılık ve Göçmen Emeği: Suriyeli ve Afganistanlı sığınmacı çocukların tekstil, atölye ve tarım alanlarında hiçbir güvence olmadan, asgari ücretin çok altında çalıştırılması çocuk emeği sömürüsünü derinleştiriyor.
3. Çocuk İş Cinayetleri: 2025/2026 Acı Tablosu
Çocuk işçiliğinin en ağır faturası, işçi sağlığı ve iş güvenliği (İSİG) önlemlerinin alınmaması nedeniyle çocukların yaşamlarını kaybetmesidir.
2025 Yılı Bilançosu: İSİG Meclisi raporlarına göre, 2025 yılında Türkiye'de en az 94 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu çocukların 26'sı 14 yaş ve altındaydı.
2026 Seyri: 2026’nın ilk aylarından bu yana (Örneğin sadece Ocak ayında 4 çocuk) çocuk iş cinayetleri inşaat, tarım ve moto-kuryelik sektörlerinde can almaya devam ediyor.
Ölüm Nedenleri: Çocuk işçi ölümleri en çok tarım zehirlenmeleri/traktör kazaları, inşaatlardan düşme ve ezilme/göçük vakaları olarak kayıtlara geçiyor.
Çocuk işçiliği sistemsel bir sonuçtur
Türkiye'de çocuk işçiliğiyle mücadele, sadece polisiye denetimlerle ya da genelgeçer "çocuklar okumalı" temennileriyle çözülecek bir aşamayı çoktan geçmiştir. 2026 yılı itibarıyla asgari ücretin ve reel alım gücünün durumu, aileleri hayatta kalabilmek için çocuklarını güvencesiz iş kollarına göndermeye zorlamaktadır.
MESEM gibi çıraklık ve stajyerlik adı altındaki yasal kılıflar iptal edilmeden, mevsimlik tarımda çocuk emeği kullanımı ağır cezai yaptırımlara bağlanmadan ve en önemlisi yoksulluğu engelleyecek güvenceli bir aile geliri sistemi kurulmadan 12 Haziranlar bir anma gününden öteye geçemeyecektir. Çocukların yeri fabrikalar, atölyeler ve tarlalar değil; okul sıraları ve oyun parklarıdır.
(Kaynak: calismayasami.com Analiz)
Bunlarda ilginizi çekebilir:
• Dünya Emek Gündemi – Haftalık Derleme (8-12 Haziran)
• Asgari Ücretlinin 5 Aylık Kaybı Netleşti