Yargıtay'dan SGK'ya kritik ilaç kararı: Geri ödeme listesinde olmayan kanser ilacı için emsal karar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, tiroid kanseri tedavisinde kullanılan ve SGK'nın geri ödeme listesinde bulunmayan Pembrolizumab etken maddeli ilacın bedelinin karşılanmasına yönelik kararı onadı. Ancak karar, tüm ilaçların otomatik olarak SGK tarafından ödeneceği anlamına gelmiyor.

Sosyal güvenlik hukukunda önemli bir gelişme yaşandı. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, geri ödeme listesinde yer almayan yüksek maliyetli bir kanser ilacının, somut olayın koşulları değerlendirilerek Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmasına ilişkin mahkeme kararını onadı.

Karara konu olan ilaç, tiroid kanseri tedavisinde kullanılan Pembrolizumab etken maddeli bir ilaç. Her bir kürünün yaklaşık 160 bin lira olduğu belirtilen ilaca ilişkin uyuşmazlık, SGK'nın geri ödeme kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle bedeli karşılamaması üzerine yargıya taşındı.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 13.04.2026 tarihli, 2026/528 Esas ve 2026/4565 Karar sayılı ilamıyla hasta lehine verilen karar kesinleşti.

Dava 2020 yılında başladı

Dosya, tiroid kanseri tedavisi gören bir hastanın kullandığı Pembrolizumab isimli ilacın bedelinin SGK tarafından karşılanması talebiyle 2020 yılında İstanbul 42. İş Mahkemesi'nde açılan dava ile başladı. İlk derece mahkemesi, hastanın talebini kabul ederek ilaç bedelinin SGK tarafından karşılanmasına karar verdi. Ancak SGK'nın temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay'ın önüne geldi.

Yargıtay ilk kararında eksik inceleme tespit etti

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2024 yılında verdiği ilk incelemede yerel mahkeme kararını bozdu. Daire, geri ödeme listesinde bulunmayan bir ilacın bedelinin karşılanabilmesi için yalnızca hastanın talebinin yeterli olmayacağını belirterek, ilacın tıbbi zorunluluğunun ve etkinliğinin bilimsel raporlarla ortaya konulması gerektiğine dikkat çekti.

Yargıtay, özellikle şu hususların araştırılmasını istedi:

  • İlacın hastalık açısından hayati öneme sahip olup olmadığı,
  • Kullanımının tıbben zorunlu bulunup bulunmadığı,
  • Mevcut tedavi yöntemlerine göre daha etkili ve yararlı olup olmadığı,
  • Üniversitelerin ilgili tıbbi onkoloji birimlerinden alınacak sağlık kurulu raporlarının değerlendirilmesi.

Sağlık kurulu raporu belirleyici oldu

Bozma kararının ardından mahkeme, dosyada bulunan bilimsel değerlendirmeleri yeniden inceledi. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından hazırlanan sağlık kurulu raporunda, söz konusu ilacın hasta açısından hayati öneme sahip olduğu ve kullanımının gerekli olduğu yönünde değerlendirme yapıldı. Mahkeme bu rapora dayanarak yeniden hasta lehine karar verdi. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de yapılan inceleme sonucunda yerel mahkeme kararını onayarak ilacın SGK tarafından karşılanmasının önünü açtı.

Karar tüm kanser hastaları için otomatik ödeme anlamına gelmiyor

Kararın ardından kamuoyunda oluşabilecek en önemli yanlış değerlendirme, SGK'nın artık geri ödeme listesinde bulunmayan bütün ilaçları karşılayacağı düşüncesi olabilir. Ancak Yargıtay kararının ortaya koyduğu hukuki çerçeve daha sınırlı. Buna göre geri ödeme kapsamı dışında kalan bir ilacın mahkeme kararıyla karşılanabilmesi için;

  • ilacın hasta açısından yaşamsal önem taşıması,
  • kullanımının zorunlu olması,
  • bilimsel verilerle etkinliğinin ortaya konulması,
  • alternatif tedavilerin yetersiz kalması

gibi kriterlerin somut olayda kanıtlanması gerekiyor.

Uzman değerlendirmesi: Kararın sosyal güvenlik hukuku açısından önemi

Av. Dr. Murat Özveri'nin konuya ilişkin Evrensel Gazetesine değerlendirmesi 

Çalışma hayatı ve sosyal güvenlik hukuku açısından değerlendirildiğinde karar, sağlık hakkı ile sosyal güvenlik sisteminin kapsamı arasındaki dengenin yargı yoluyla nasıl kurulduğunu göstermesi bakımından önem taşıyor. Özellikle yüksek maliyetli yeni nesil kanser ilaçları ve geri ödeme kapsamı dışında kalan tedaviler konusunda benzer uyuşmazlıkların önümüzdeki dönemde de yargının gündeminde olması bekleniyor.

Sonuç:

Yargıtay'ın kararı, SGK'nın geri ödeme sisteminde yer almayan ilaçlara erişim konusunda önemli bir hukuki ölçüt ortaya koydu. Karar, hastalar açısından yeni bir hak arama yolu oluştururken, aynı zamanda her başvurunun kendi tıbbi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini de ortaya koyuyor.

Sosyal güvenlik hukukunda temel tartışma ise bundan sonra da devam edecek: Bilimsel olarak gerekli ve yaşam hakkıyla bağlantılı tedavilere erişimde, geri ödeme sistemi ile hastanın sağlık hakkı arasındaki sınır nasıl belirlenecek?

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

İşçi Sağlığı Alarm Veriyor: 13-18 Temmuz Haftalık İş Cinayetleri Raporu
BİSAM Temmuz 2026 Açlık ve Yoksulluk Sınırı Verileri
İSİG Raporu: Haziran Ayında 228 İşçi Yaşamını Yitirdi
Haftanın Sendikal Gelişmeler Raporu (13-18 Temmuz)
Dünya Emek Gündemi: 13-18 Temmuz 2026 Küresel Gelişmeler
Toplumsal baskı fesih nedeni olabilir mi?

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski