Türkiye'nin önümüzdeki üç yıllık ekonomi ve istihdam yol haritasını belirleyen Orta Vadeli Program (OVP), çalışma hayatında köklü bir dönüşümün sinyallerini veriyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla yürürlüğe giren programın çalışma hayatına ilişkin bölümü, hem işveren hem de işçi kesimini yakından ilgilendiren bir gündem içeriyor.
Sayısal Çerçeve: Ne Hedefleniyor?
6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı, çalışma hayatı için üç yıllık bir reform gündemi ortaya koyuyor. Programın istihdam hedefleri şöyle:
- İş gücüne katılım oranındaki yükselişle birlikte istihdamın 2027-2029 döneminde yıllık ortalama 711 bin kişi artması bekleniyor.
- Dönem sonunda yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının 2029 sonunda yüzde 7,6'ya gerilemesi hedefleniyor.
Bu hedeflere ulaşmak için programın öngördüğü temel araç, çalışma biçimlerinin esnekleştirilmesi.
"Güvenceli Esneklik": Programın Merkezi Kavramı
OVP'nin çalışma hayatına dair bölümünün omurgasını oluşturan kavram, "güvenceli esneklik". Bu yaklaşıma göre çalışma biçimleri daha esnek hale getirilirken, çalışanların sosyal güvenlik ve iş güvencesi açısından korunmasına yönelik düzenlemelerin de eş zamanlı geliştirilmesi öngörülüyor. Nitekim programda esneklik, çalışanların sosyal haklarının aşınması ya da iş ilişkisinin yanlış nitelendirilmesi anlamına gelmeyecek şekilde ele alınıyor vurgusu özellikle yapılmış.
Bu ifadenin pratikteki karşılığı önemli: yani mevzuat, bir işçinin fiilen bağımlı çalışan olduğu halde "serbest çalışan" veya "platform çalışanı" gibi gösterilerek iş güvencesinden mahrum bırakılmasının önüne geçmeyi hedefliyor — en azından programın metni bu yönde bir niyet ortaya koyuyor.
Somut Düzenleme Başlıkları
Yeni nesil çalışma modellerinin yasal altyapısı: OVP'de uzaktan çalışma, hibrit çalışma, kısmi süreli istihdam, proje bazlı çalışma ve platform ekonomisi kapsamında ortaya çıkan yeni iş modellerine ilişkin düzenlemelerin geliştirilmesi planlanıyor. Özellikle hizmet sektörlerinde kalıcı hale gelen bu çalışma biçimlerinin hukuki zemine oturtulması amaçlanıyor.
Düzenlemelerin netlik getirmesi beklenen teknik konular ise şunlar: çalışanların hangi saatlerde çalıştığının tespiti, fazla çalışma süreleri, dinlenme hakkı, iş sağlığı ve güvenliği, veri güvenliği ve sosyal sigorta yükümlülükleri.
Ebeveyn izni ve bakım hizmetleri: Ebeveyn izninin yeniden yapılandırılması ve iş yeri kreşlerinin yaygınlaştırılması programın öncelikleri arasında. Yeni OVP, istihdamın artırılması için yerel yönetimler ve özel sektör iş birliğiyle kurumsal bakım ve kreş hizmetlerinin yaygınlaşmasını hedefliyor.
Kayıt dışı istihdamla mücadele: OVP'de yer verilen hedef ve politikalara bakıldığında, veri analitiği, risk odaklı denetim ve kurumlar arası veri paylaşımı yaklaşımının; ücret, vergi, banka, teşvik ve sigortalılık verilerinin karşılaştırılmasına dayalı daha hedefli bir denetim modelinin hayata geçirileceği görülüyor.
Yeşil dönüşüm ve meslek haritası: Türkiye'nin bölgesel ve sektörel ihtiyaçlarını ortaya koyacak "Yeşil Dönüşüm İşgücü Piyasası ve Meslek Haritası" hazırlanacak; haritada yeşil işlerin yanı sıra dönüşümden etkilenmesi beklenen meslekler, iş kaybı riski taşıyan istihdam alanları ve ortaya çıkacak yeni beceri ihtiyaçları birlikte ele alınacak.
Mezun Takip Sistemi: Mesleki ve teknik ortaöğretim ile yükseköğretim mezunlarının iş gücü piyasasındaki performanslarının takip edilmesi öngörülüyor.
Tartışmalı Nokta: Esneklik Kimin Lehine İşleyecek?
Programın resmi çerçevesi "güvenceli esneklik"i bir denge unsuru olarak sunsa da, bu okumaya itiraz eden bir eleştirel cephe de var. Bu bakış açısına göre "yeni nesil çalışma modelleri" ve "esnek süreli istihdam modelleri" adı altında hedeflenen esas şey, çalışma süresinin, gelirin ve iş ilişkisinin belirsizleşmesi, işçinin işverene karşı pazarlık gücünün ortadan kalkması riskini taşıyor. Aynı eleştirel yorum, 2027 OVP'nin yüzde 21'lik enflasyon hedefinin, asgari ücret pazarlığının başlangıç noktasını da bu şekliyle belirlediğine dikkat çekiyor — yani ücret artışlarının gerçekleşen değil hedeflenen enflasyona göre kurgulanmasının, reel ücret kaybı riski taşıdığı öne sürülüyor.
Bu iki okuma arasındaki fark aslında bir yorum farkından çok, uygulamaya bağlı bir belirsizlik: OVP bir çerçeve/niyet belgesi; asıl bağlayıcı sonuçlar, bundan sonra çıkarılacak kanun değişiklikleri ve yönetmeliklerle netleşecek.
Sonuç: Takip Edilmesi Gereken Süreç
OVP'nin çalışma hayatına ilişkin bölümü, önümüzdeki üç yılda mevzuatın nereye evrileceğine dair güçlü bir yol haritası sunuyor. Ancak bir OVP metninin kendisi doğrudan bağlayıcı bir düzenleme değil bir niyet ve öncelik beyanı. Çalışma hayatının gerçek aktörleri için asıl belirleyici olan, bu çerçevenin hangi kanun tasarıları, İş Kanunu değişiklikleri ve yönetmeliklerle somutlaşacağı olacak. Çalışma Yaşamı olarak bu süreci, özellikle esnek çalışma modellerine ilişkin çıkacak ikincil mevzuatı yakından takip edeceğiz.
Yayın Tarihi Notu: Bu analiz, 6 Eylül 2026 tarihli ve 33362 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı esas alınarak hazırlanmıştır.
