Karar Özeti: Yargıtay, ihtiyari arabuluculuk sürecinde tarafların anlaştığı ve bir anlaşma belgesi düzenlendiği durumlarda, kural olarak üzerinde anlaşılan hususlarda dava açılamayacağına hükmetmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; arabulucunun aynı zamanda işveren vekili olduğunu, görüşmelerin usulüne uygun yapılmadığını ve iradesinin sakatlandığını iddia etmişse de; Yargıtay, yerel mahkemenin "arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılan konularda dava açılamayacağı" gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararını onamıştır. Kararda, irade sakatlığı iddialarının süresinde ileri sürülmemesi ve kesin hükümsüzlük hallerinin bulunmaması temel alınmıştır.
Karar KünyesiYargı Yeri: T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2025/4942
Karar No: 2025/5661
Tarihi: 01.07.2025
İlgili Kanun: 4857 Sayılı İş Kanunu, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu.
3. Kararın Yorumu Bu karar, arabuluculuk masasında imzalanan tutanakların hukuki gücünü ve "kesin hükmünü" bir kez daha teyit etmektedir. Ancak kararda dikkat çeken en önemli nokta, karşı oy yazısında belirtilen hususlardır:
Sürelere Dikkat: İrade sakatlığı (baskı, korkutma, aldatma) iddiasıyla bir tutanağın iptali isteniyorsa, bu iddianın öğrenilme veya baskının kalkmasından itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. Süre geçtikten sonra yapılan itirazlar Yargıtay tarafından kabul görmemektedir.
Arabulucunun Tarafsızlığı: Davacı taraf arabulucunun işveren avukatı olduğunu iddia etse de, mevcut yasal çerçeve ve süresinde yapılmayan itirazlar nedeniyle tutanak geçerli sayılmıştır.
Kritik Uyarı: İşçilerimiz arabuluculuk masasına oturduklarında neye imza attıklarını, hangi haklarından feragat ettiklerini çok iyi analiz etmelidir. "İmzaladım ama sonra dava açarım" düşüncesi, bu kararda da görüldüğü üzere hukuki bir duvara çarpmaktadır. İhtiyari arabuluculuk tutanağı, mahkeme ilamı gücündedir ve geri dönüşü oldukça zordur.
