Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışma hayatında işverenler ile işçiler arasında sıkça yaşanan "fesih bildirimi" krizine dair emsal niteliğinde bir karara imza attı. Karar, "İmzalamıyorum, o halde tebligat geçersizdir" düşüncesinin hukuki bir karşılığı olmadığını tescilledi.
Olay: "İmzam Yoksa Bildirim de Yok" İddiası
Bir işyerinde işveren, işçinin sözleşmesini feshetmek üzere hazırladığı bildirimi işçiye sunmuş; ancak işçi bu belgeyi imzalamaktan kaçınmıştır (tebliğden imtina). İşveren ise durumu vakit kaybetmeden tanıklar huzurunda bir "imzadan kaçınma tutanağı" ile kayıt altına alarak fesih sürecini tamamlamıştır.
Yerel mahkeme, ortada işçinin ıslak imzası olmadığı gerekçesiyle feshin usulsüz olduğuna ve işçiye ihbar tazminatı ödenmesine karar vermiştir. Üstelik mahkeme, gerekçeli kararında dava konusu olmayan "kıdem tazminatı"na dair kopyala-yapıştır ifadeler kullanarak büyük bir usul hatası yapmıştır.
Yargıtay: "Tutanak Varsa Tebligat Tamamdır"
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay, yerel mahkemenin kararını şu gerekçelerle bozmuştur:
Hukuki Belirlilik İlkesi: Mahkemeler, kararlarını dosya içeriğine uygun ve anlaşılır bir gerekçeye dayandırmak zorundadır. Talep edilmeyen bir tazminatın (kıdem) gerekçesiyle hüküm kurulamaz.
Tutanağın Hukuki Önemi: İşçi bildirimi imzalamaktan imtina etse dahi, işveren tarafından usulüne uygun şekilde tanzim edilen tutanak, tebligatın yapıldığını kanıtlar.
İhbar Tazminatı Hakkı: Bildirim tutanakla birlikte usulüne uygun şekilde tamamlandığına göre, işçinin "bana bildirim yapılmadı" diyerek ihbar tazminatı talep etmesi hukuken mümkün değildir.
(Kaynak: 17 Nisan 2026 Resmi Gazete)
