İş hukukunda milyonlarca çalışanı ve işvereni yakından ilgilendiren yasal sınır tartışmasına Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yeni bir boyut kazandı. Yılda 270 saati aşan fazla çalışma, ücreti ödense bile işçiye haklı fesih ve kıdem tazminatı hakkı tanır mı? İşte Yargıtay'ın ezber bozan kararı ve hukukçuların bu karara getirdiği eleştiriler.
Çalışma hayatının en dinamik konularından biri olan fazla mesai sınırları, yargı kararlarıyla yeniden şekilleniyor. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesine göre işçilerin yapacağı fazla çalışma süresi bir yılda 270 saatten fazla olamaz. Peki, bu yasal sınır aşılırsa ve işçinin mesai ücretleri de eksiksiz ödenirse ne olur?Çalışma ve Toplum dergisinde yayımlanan güncel karar incelemesi, bu soruya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK) kararları ve doktrinin bakış açısı ışığında çarpıcı bir analiz sunuyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Yaklaşımı
Yargıtay'ın geçmişteki bazı daire kararlarında (örneğin Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararlarında), işçinin her yıl için fazla çalışmaya muvafakat ettiğine dair yazılı onayının alınmaması ya da yıllık yasal sınır olan 270 saatin aşılması, "çalışma şartlarının uygulanmaması" olarak kabul ediliyor ve işçiye haklı fesih hakkı tanınıyordu. Bu durumlarda işçi, ücretini %50 fazlasıyla alsa dahi iş akdini haklı nedenle feshedip kıdem tazminatı talep edebiliyordu.
Ücret Ödendiyse Otomatik Fesih Sayılmayabilir
Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (YHGK) son değerlendirmelerinde, sürecin sadece "saat sınırına" bakılarak çözülemeyeceği vurgulandı. YHGK kararına göre, eğer işçi:
İş sözleşmesi kurulurken veya her yıl başında fazla mesai yapmaya yazılı onay (muvafakat) vermişse,
Yıllık 270 saati aşan çalışmaların karşılığı olan zamlı fazla mesai ücretlerini eksiksiz ve düzenli olarak almışsa,
İşe başladığı tarihten itibaren aynı çalışma düzenine (örneğin sürekli uzun vardiyalar) rıza göstermiş ve bu koşulların değiştirilmesini işverenden yazılı olarak talep edip reddedildiğini ispatlayamamışsa,
sırf 270 saatlik sınır aşıldığı gerekçesiyle yapılan fesihler "haklı neden" sayılmayabiliyor. Kurul çoğunluğu, bu şartlar altında istifa eden işçinin feshinin haklı nedene dayanmadığına ve dolayısıyla kıdem tazminatına hak kazanamayacağına hükmetti.
Akademisyenlerin Karara Bakışı ve Eleştiriler
Karar incelemesini kaleme alan akademisyenler (Sabahattin Yürekli ve Recep Dursunoğluları), Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu yeni yorumuna çok net ve sert eleştiriler yöneltiyor. Doktrindeki genel görüşe ve makale yazarlarına göre, Yargıtay’ın bu yaklaşımı iş hukukunun temel ilkeleriyle açıkça çelişiyor.
Hukukçuların karara karşı çıktığı temel noktalar şunlar:
270 Saat Sınırı Kamu Düzenidir, Parayla Satın Alınamaz
Yazarlar, yıllık 270 saatlik fazla çalışma sınırının işçinin dinlenme hakkını ve sağlığını korumaya yönelik kamu düzeninden doğan (nisbi emredici) bir kural olduğunu vurguluyor. Bu sınır, işçinin rızası olsa bile, ücreti ödense bile aşılamaz. "İşçinin sağlığı, parası ödenerek ortadan kaldırılabilecek bir meta değildir" fikri savunuluyor.
İşçinin "Sessiz Kalması" Rıza Olarak Kabul Edilemez
İşçinin işini kaybetme korkusuyla uzun süre fazla mesaiye ses çıkarmamış olması (zımni rıza), işverenin yasal sınırı aşma usulsüzlüğünü meşrulaştırmaz. İş hukukunun zayıfı koruma ilkesi gereği, ekonomik bağımlılık altındaki işçinin sessizliği bir "onay" olarak okunmamalıdır.
Günlük ve Gece Sınırları Deliniyor
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) kararlarında da altı çizildiği üzere, işçinin gece mesaisinde 7,5 saatten fazla veya günde 11 saatten fazla çalıştırılması kural olarak yasaktır. Akademisyenler, Yargıtay'ın bu yumuşatıcı yorumunun iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini riske attığını ve işçinin yıpranmasını göz ardı ettiğini belirtiyor.
Sonuç: Sınırın Aşılması Tek Başına Haklı Fesih Sebebi Olmalı
Makaleyi hazırlayan akademisyenler, yıllık 270 saatlik azami sınırın aşılmasının, ücret ödenmiş olsa dahi işçi açısından tek başına ve doğrudan bir "haklı fesih" (kıdem tazminatı) gerekçesi sayılması gerektiği sonucuna varıyorlar. Aksi bir yorumun, işverenlerin cezasına katlanarak veya ücretini ödeyerek işçileri yasal sınırların ötesinde çalıştırmasının önünü açacağı uyarısında bulunuluyor.
