Son günlerde çıraklık ve staj mağdurlarını ilgilendiren bir Yargıtay kararı yeniden gündeme geldi. Haberlerde kararın, çıraklık döneminin sigortalılık başlangıcı kabul edilmesinin önünü açtığı, mağdurlar açısından yeni bir dönem başladığı ve emeklilik hesaplarını değiştirecek önemli bir gelişme olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı. Yıllardır çözüm bekleyen binlerce insan açısından bakıldığında bu haberlerin ilgi görmesi elbette şaşırtıcı değil. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Söz konusu karar yeni değil ve kararın içeriği, haber başlıklarının yaratabileceği kadar geniş bir sonuç ortaya koymuyor.
Önce sorunun ne olduğunu hatırlayalım.
Çıraklar ve stajyerler çalışma hayatına çok genç yaşlarda giriyor, işyerlerinde meslek eğitimi alıyor ve bu dönemlerde SGK ile tanışıyorlar. Birçoğunun işe giriş bildirgesi düzenleniyor, sigorta sicil numarası bulunuyor. Ancak bu sigortalılık, uzun vadeli sigorta kollarına tabi bir çalışma anlamına gelmediği için söz konusu dönemler genel olarak sigortalılık başlangıcı kabul edilmiyor. Yıllar sonra emeklilik hesabı yapıldığında ise kişi "Benim SGK kaydım vardı, neden başlangıcım sayılmıyor?" sorusuyla karşı karşıya kalıyor.
EYT düzenlemesiyle birlikte sorun daha da görünür hale geldi. 8 Eylül 1999 tarihi emeklilik açısından kritik bir eşik olunca, bu tarihten önce çıraklık veya staj nedeniyle SGK kaydı bulunan ancak bu dönemleri sigortalılık başlangıcı kabul edilmeyen insanlar kendilerini EYT kapsamının dışında buldu. Bunun üzerine çıraklık ve staj dönemlerinin sigortalılık başlangıcı kabul edilmesi talebiyle yıllardır süren bir mücadele başladı. Borçlanma hakkı verilmesi de çözüm önerileri arasında yer aldı. Dolayısıyla ortada gerçek bir toplumsal talep ve yıllardır devam eden bir mağduriyet tartışması bulunuyor.
Tam da bu nedenle bu insanların umutlarını ilgilendiren her yargı kararının dikkatle ve bütün yönleriyle aktarılması gerekiyor.
Yeniden gündeme getirilen kararın künyesi şöyle: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2024/6211 Esas, 2024/6406 Karar, 5 Haziran 2024.
Yani öncelikle şunu düzeltelim: Kamuoyuna yeni bir karar verilmiş gibi sunulan karar aslında iki yıldan daha eski. Daha önemlisi kararın kendisi "Çıraklık başlangıcı artık herkes için sigortalılık başlangıcıdır" demiyor.
Davanın konusu 15 Ekim 1993 tarihinde çıraklık eğitimi kapsamında işe başlayan bir kişinin bu tarihin sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmesi talebiyle açtığı dava. İlk derece mahkemesi davayı reddediyor, bölge adliye mahkemesi de bu kararı yerinde buluyor. Dosya Yargıtay'a geldiğinde ise Yargıtay, uyuşmazlığın yeterince araştırılmadığı sonucuna vararak kararı bozuyor.
Burada Yargıtay'ın yaptığı şey son derece önemli ama bir o kadar da sınırlı. Kişinin gerçekten çıraklık eğitimi mi aldığı, yoksa çırak adı altında fiilen normal bir işçi gibi mi çalıştırıldığı araştırılmalı diyor.
Çünkü çıraklık ilişkisinin temel amacı kişiye meslek ve sanat öğretmek. Ancak kişi üretime fiilen katılıyor, yaptığı iş işyerindeki normal üretimin bir parçası haline geliyor ve eğitimi ikinci planda kalıyorsa, ilişkinin gerçekten çıraklık ilişkisi olup olmadığı ayrıca değerlendirilmek zorunda. Bu nedenle işyeri kayıtlarının, dönem bordrolarının, kişinin yaptığı işlerin ve gerektiğinde tanık anlatımlarının araştırılması gerekiyor. İşte kararın söylediği budur.
Peki karar ne söylemiyor?
"Çıraklık sigortası artık herkes için sigortalılık başlangıcıdır" demiyor. Staj ve çıraklık mağdurlarının sigortalılık başlangıçları otomatik olarak geriye çekilecektir demiyor. "Çıraklık ve staj süreleri bütün çalışanlar bakımından emeklilik hesabında başlangıç kabul edilecektir" demiyor. Dahası Yargıtay somut davacının 15 Ekim 1993 tarihini kesin olarak sigortalılık başlangıcı kabul etmiş de değil. İlk derece mahkemesi kararını bozarak dosyanın yeniden incelenmesini istiyor. Başka bir ifadeyle, ortada bütün çırak ve stajyerler açısından otomatik bir hak doğuran bir karar bulunmuyor.
Bu ayrım önemli. Çünkü bir kişinin çırak olarak gösterildiği halde gerçekte normal işçi gibi çalıştırılıp çalıştırılmadığının araştırılması başka şeydir, çıraklık ve staj dönemlerinin genel olarak sigortalılık başlangıcı sayılması başka şey.
Bir Yargıtay kararının başka davalarda yol gösterici olması da kanun değişikliği anlamına gelmez. "Emsal karar" ifadesinin son yıllarda bu kadar kolay kullanılması, hukuk kararlarıyla yasa değişikliğinin birbirine karıştırılmasına yol açıyor. Oysa mahkemeler önlerine gelen somut uyuşmazlıkları mevcut hukuk kuralları çerçevesinde çözer. Bütün bir gruba yeni bir sosyal güvenlik hakkı tanınması ise farklı bir meseledir.
Burada bir kavramı da doğru kullanalım. Tartışılan konu emeklilik başlangıcı değil, sigortalılık başlangıcıdır. Çünkü mesele kişinin emekliliğinin başladığı tarih değil, hangi tarihin sigortalılık başlangıcı olarak kabul edileceği ve bunun emeklilik koşullarına etkisidir.
Peki çıraklık ve staj mağdurlarının yıllardır beklediği genel çözüm nasıl gelecek?
Eğer istenen, çıraklık ve staj dönemlerinin bütün mağdurlar bakımından sigortalılık başlangıcı kabul edilmesi, bu dönemler için borçlanma hakkı verilmesi veya benzer kapsamlı bir düzenleme yapılmasıysa bunun adresi Yargıtay değildir. Bunun adresi Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Nitekim TBMM'de Çıraklık ve staj sürelerine ilişkin borçlanma ve bu dönemlerin başlangıcının sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmesini öngören kanun teklifleri de bulunuyor. Bu da bize sorunun esas çözümünün tek tek davalarda aranacak bir "mucize karar" değil, açık ve kapsamlı bir yasal düzenleme olduğunu gösteriyor.
Çıraklık ve staj mağdurlarının mücadelesi gerçektir. Talepler de yıllardır ortadadır. Tam da bu nedenle onların umutlarını yanlış bir hukuki beklentiye dönüştürmemek gerekir. 5 Haziran 2024 tarihli Yargıtay kararı önemlidir. Çırak olarak gösterilen kişinin gerçekte ne yaptığına, eğitim mi aldığı yoksa fiilen üretime mi katıldığına bakılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ancak bu karar, çıraklık ve staj mağdurlarının yıllardır beklediği genel çözüm değildir.
(Kaynak: Birgün Gazetesi 22 Ağustos2026)
Bunlarda İlginizi çekebilir:
Haftalık Çalışma Hayatı ve Sosyal Güvenlik Bülteni (17–21 Ağustos 2026)
Dünya Emek Gündemi (17–21 Ağustos 2026)
