Yargıtay’dan Emsal Karar: Hizmet Süresi Yalnızca SGK Kayıtlarına Göre Belirlenemez!

Çalışma hayatında kıdem tazminatı ve alacak davalarının en kritik unsurlarından olan "hizmet süresinin tespiti" konusunda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi önemli bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme; fiilî çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanabileceğini, SGK kayıtlarının tek başına mutlak ölçü alınamayacağını ve akrabalık bağının tek başına tanık beyanını geçersiz kılmayacağını hüküm altına aldı.

Uyuşmazlığın Arka Planı

Davacı işçi, 1994 yılında davalı işverenin yanında çalışmaya başladığını, 2017 yılında sağlık sorunları nedeniyle hastaneye gittiğinde sigortasının bulunmadığını fark ettiğini belirterek iş sözleşmesini feshetti. Kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ücret ve yıllık izin alacaklarının tahsili için dava açtı.

Davalı işveren ise işçinin uzun yıllar sezonluk ve kesintili çalıştığını, hizmet süresinin SGK kayıtlarına göre esas alınması gerektiğini ve işçinin istifa dilekçesi sunduğunu savundu.

İlk Derece Mahkemesi, tanık beyanları doğrultusunda işçinin uzun süre kesintisiz çalıştığını kabul ederek davayı kısmen kabul etti. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf), davacı tanıklarının yakın akraba olması ve fesih tarihine kadar işçiyle birlikte çalışmamış olmalarını gerekçe göstererek tanık anlatımlarına itibar etmedi; hizmet süresini yalnızca SGK kayıtlarındaki kesintili süreler üzerinden (13 yıl 2 ay 25 gün) hesaplayarak ilk derece mahkemesi kararını kaldırdı.

Yargıtay: "Çalışma Olgusu Her Türlü Delille Kanıtlanabilir"

Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş hukukunda çalışma olgusunu ve hizmet süresini ispat yükünün işçide olduğunu, ancak bu hususun yalnızca SGK kayıtlarıyla sınırlı olmadığını vurguladı. Kararda dikkate alınması gereken deliller şu şekilde sıralandı:

  • SGK kayıtları ve işveren/iş yeri kayıtları
  • İş yerine giriş-çıkış belgeleri ve iç yazışmalar
  • İş yerinde veya komşu iş yerlerinde çalışanların tanıklıkları
  • Dosya kapsamındaki diğer tüm deliller

Ayrıca, iddia edilen dönemde SGK kayıtlarında görünen işverenlerin araştırılması, işçi ile kayıttaki işveren arasında fiilî bir çalışma ilişkisinin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtildi.

"Akrabalık, Tek Başına Tanık Beyanını Geçersiz Kılmaz"

Bölge Adliye Mahkemesi'nin "akraba tanık" gerekçesini eleştiren Yargıtay, dosyada tanıklık yapan kardeş İ.D.'nin bizzat 1989-2006 yılları arasında aynı iş yerinde çalıştığını ve davacının 1994'te kendi aracılığıyla işe girdiğini belirttiğini hatırlattı.

Yüksek Mahkeme; tanığın davacıyla akraba olmasının tek başına beyanına itibar edilmemesini gerektirmeyeceğini, tanığın kendi çalışma süresi nazara alınarak beyanının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda, davacının 1 Mayıs 1994 ile 31 Ocak 2006 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının kabul edilmesi, bu tarihten sonraki dönemin ise SGK kayıtlarına göre ele alınması gerektiğine hükmetti.

Karar Bozuldu

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hizmet süresinin tamamının hatalı biçimde yalnızca SGK kayıtlarına dayandırılmasını ve akraba tanık beyanlarının peşinen reddedilmesini hukuka aykırı bularak Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle bozdu.

  • Mahkeme: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/9317
  • Karar No: 2026/3959
  • Karar Tarihi: 28.04.2026
Bunlarda İlginizi çekebilir:
17–21 Ağustos 2026 İş Kazaları Raporu
Haftalık Çalışma Hayatı ve Sosyal Güvenlik Bülteni (17–21 Ağustos 2026)
Dünya Emek Gündemi (17–21 Ağustos 2026) 
Yargıtay önceki çalışma dönemi yıllık izin hesabında dikkate alınmalı dedi

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski